islami sohbet, islami chat, islamisohbet, dini sohbet, dini chat islami sohbet, islami chat, islamisohbet, dini sohbet, dini chat
Sunucu KuRaLLaRi
Dunya imtahan Yeridir
Gunun Siiri
Hz.Muhammed
Peygamberler
Son Peygamber
Abdest & Gusul
Hadis-i & SerifLer
iSlamin Şartlari
imanin Şartlari
KiYaMet GüNü
Dini BiLgiLer
Dini Hükümler
Dinimiz isLam
Dini Tabirler
Dini Yasaklar
Bereat KanDiLi
MiRac KanDiLi
MevLid KanDiLi
KaDir Gecesi
ReGaib KanDiLi
Mahrem Konular
Merakli Konular
iSLamda Evlilik
Dini Hikayeler
Dini Fikralar
Cennet & Cehennem
Vesvese ve Careleri
Kurban Ve Bayram
Oruc Ve Ramazan
Hanim Sahabiler
itikadi Konular
Kaza ve Kader
Kabir Hayati
Ruya TabirLeri
Esma-ul Husna
GuzeL SozLer
Ruh Nedir
MeLekLer
Mektubat
Dualar
Hac
Olum Ve Ahiret
Namaz
Seytan Nedir
Sihir Ve Buyu
Zekat
Sağlik
Tevhid
Tasavvuf
Tevekkul
BayBurt
Kozmik Bilim
iSlamiYet
iSLamYoLuM
HaberLer
HemZiyaret HemTicaret
Tekrdag Sohbet
Mini Sozluk
 
iSLami Sohbet, iSLami Chat, Sohbet, Chat, Sitesine Hoş Geldiniz.... iyı SohbetLer Dileriz
   Sohbet Girisi
Rumuz
Sifre
mirc
Tevhid

                             La ilahe illallah (Tevhid nedir?)

Hiç şüphesiz insanoğlunun ilk yaratıldığı günden bu güne kadar Allah'u Teala'nın vahyettiği en muazzam ve en mükemmel kelime, tevhid kelimesi La ilahe illallah'tır. La ilahe illallah kelimesi, küfür ile imanı, kafir ve müşriklerle Müslümanları birbirinden ayıran, Allah'u Teala'nın mü'minlere ilham ettiği bir takva kelimesidir. Kopmak bilmeyen, tutunulacak sağlam bir kulptur. Zikirlerin en faziletlisidir. Nitekim Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır

Zikirlerin en faziletlisi la ilahe illallah kelimesidir

Allah'u Teala tevhid için insanı yaratmış, onun için cenneti süslemiş ve onun için cehennemi kızgınlaştırmıştır. Cihadı ve savaşı tevhid kelimesi için meşru kılmıştır

La ilahe illallah kelimesi öyle bir kelimedir ki, şirk hariç sahibinin bütün günahlarının Allah'u Teala tarafından mağfiret olunmasına bir vesiledir. Bir kimse ne kadar Salih amel işlerse işlesin tevhid kelimesinden ve onun isteklerinden uzak bir yaşam yaşıyorsa bu amellerin kendisine hiçbir faydası olmayacaktır. Ve bir kimse ne kadar çok günah işlerse işlesin şirkten beri olduğu sürece tevhid kelimesi vesilesiyle mutlaka cennetliklerden olacaktır.

Kim la ilahe illallaha şehadet edip Allah'ın tek olup ibadette O'na hiçbir ortak olmadığına, Muhammed (s.a.v)'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna, isa'nın O'nun kulu, resulü ve ondan bir ruh olduğuna, "ol" kelimesinin Meryem'e yöneltildiğine, cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, ne yaparsa yapsın Allah onu cennete sokar

Utban (r.a) diyor ki Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Allah (c.c) kendi rızasını isteyerek "la ilahe illallah" diyen kimseye cehennemi haram kıldı

Ebu Said el-Hudri (r.a) şöyle rivayet ediyor. Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Musa (a.s) dedi ki: "Ya Rabbi! Bana, seni hatırlayıp dua edebileceğim bir şey öğret." Allah (c.c) şöyle buyurdu: "Ey Musa! La ilahe illallah, de." Musa (a.s) dedi ki: "Ey Rabbim bütün kulların bunu diyorlar." Bunun üzerine Allah (c.c) şöyle buyurdu: "Ey Musa! Yedi gök ve içinde bulunanlar ile yedi yer bir kefeye konsa "La ilahe illallah" da bir kefeye konsa "La ilahe illallah" ağır gelir." (Hakim ve ibn-i Hibban rivayet etmişler ve sahih demişler

Tevhid kelimesi La ilahe illallah'ın bu derece fazilet ve önemine rağmen bu gün içerisinde yaşadığımız şu zamanda akide üzerinde gerçekleşen en büyük sapmalardan bir tanesi yine la ilahe illallah kelimesi üzerinde olmuştur. Tüm esasların ve kavramların büyük bir cehalet karanlığı içerisinde gerçek anlamlarını tamamen yitirmeleri ister istemez saf tevhid inancının da zihinlerde ilk günkü berraklığını kaybetmesine neden olmuştur

Öyle ki inanç dünyasında ve pratik hayatta la ilahe illallah tevhid kelimesi hiçbir anlam ifade etmemektedir. Artık la ilahe illallah, sadece dilde tekrar edilen bir kelimeden öteye geçmemektedir. Dilleri ile defalarca la ilahe illallah diyen ama bu söylemleri ile neleri reddetmeleri gerektiğini ve neleri kabul etmeleri gerektiğini bilmeyen insan toplulukları meydana gelmiş, diğer taraftan da bu bilgisizliği ve cehaleti mazeret kabul eden sözde alimler ve hoca efendiler türemiştir. Bu cehaletin doğal bir sonucu olarak da bir taraftan Allah'tan başka ilah olmadığını devamlı surette tekrar etmelerine karşın, günlük yaşamda Allah'tan başka her şeyi ilah edinen kitleler zuhur etmiştir

Biz bu yazımızda Allah'ın izni ile bu konu üzerinde hak olan gerçeği Allah'ın kitabı, Resulullah'ın sünneti ve islam alimlerinin konu üzerindeki yorumları ışığında izah etmeye çalışacağız. Acaba la ilahe illallah ne demektir?

La ilahe illallah kelimesini ikrar eden bir kimseye bu kelimenin yüklediği yükümlülükler nelerdir? Kul la ilahe derken neleri reddetmeli, illallah derken neleri kabul etmelidir? Bir kimsenin Müslüman olarak isimlendirilmesi için sadece mücerred bir şekilde la ilahe illallah demesi yeterlimidir. Yoksa bu kelimeyi söylemekle birlikte bir takım şartları da yerine getirmesi gereklimidir? işte bizler bu yazımızda tüm bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız. Gayret bizden takdir ise hiç şüphesiz yüce Allah'tandır.

Tevhid Kelimesi La ilahe illallah

La ilahe illallah nefiy (red/inkar) ve ispat (kabul) olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. La ilahe, ilahlığı canlı cansız ne varsa her şeyden çekip almak, illallah ise, uluhiyete (ilahlığa) ait ne varsa sadece ve sadece Allah'u Teala'ya tahsis etmektir. Hiç şüphesiz ki "La ilahe" kelimesinin başında bulunan "La" tevhid ve şirk denizleri arasında bir settir

La ilahe" demek, kişinin apaçık bir şekilde tüm sahte ilahları, beşeri kanun ve yasaları, Allah'ın şeriatından başka kanun ve hüküm koyan sahte ilahları red ve inkar ettiğinin apaçık beyanıdır. Diğer bir anlamıyla tevhid kelimesinin ilk kısmı olan "La ilahe" kelimesi, yeryüzünde egemenliğe soyunan sahte rableri diğer bir anlamıyla tüm tağutları inkardır. Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir

Burada kısaca tağut kavramı hakkında bilgi vermekte fayda vardır.

Arapça bir kelime olan bu tağut kelimesi, "teğa, yetgi,tuğyanen" kelimelerinden türetilmiştir. Lügatta haddini aşmak, azgınlaşmak anlamına gelmektedir. Lisan'ül Arap'ta bu kelime hakkında şu bilgiler yer almaktadır.

Tağut; küfürde haddini aşan manasına da gelmektedir. Allah'tan başka ibadet edilen her şey tağuttur. Tağut, putlardan olabildiği gibi cin ve insanlardan da olabilir

ibn-i Cerir Et'Taberi tağut kelimesi hakkında şöyle demektedir: "Tağut; Allah'a karşı isyankar olup zorla veya gönül rızası ile kendisine tapınılıp mabud tutulan, gerek insan, gerek şeytan, gerek put, gerek dikili taş ve gerekse diğer her hangi bir şey demektir. Bunun tefsirinde şeytan veya sihirbaz, yahut kahin ya da insanların ve cinlerin, inat edip büyüklük taslayanların veya Allah'a karşı mabud tanınıp buna razı olan Firavun ve Nemrud gibiler veya putlar diye çeşitli rivayetlere rastlanır

Müfessirlerden Kurtubi ise bu kavram hakkında şunları söylemektedir: "Tağutu reddin demek, şeytan, kahin, put ve bunlar gibi Allah'tan başka ibadet edilen ve sapıklığa çağıran her şeyi terk edin demektir." (Kurtubi, El'Camiu Li'Ahkam, 9/10) Yine Tağut kavramı hakkında mücahid şunları demektedir. "Tağut kendisine muhakeme oldukları ve emirlerine itaat ettikleri insan görünümündeki şeytanlardır

ibn-i Kayyım El'Cevziyye ise şunları söylemektedir: "Tağut; kendisine ibadet edilme, bağlanılma ve itaat edilme noktasında haddini aşan kul demektir. insanların tağutu, Allah ve Resulü'nün kanunlarıyla hükmetmeyen, Allah'tan başka kendisine muhakeme olunan, ibadet edilen ve Allah'ın emrine dayanmaksızın, Allah'a itaat etmeksizin kendisine tabii olunanlardır. Bunları düşünür ve insanların durumuna bakarsan, insanların çoğunu Allah'a değil tağutlara ibadet ettiğini, Allah ve Resulü'nün hükümlerine değil tağutların hükümlerine muhakeme olduklarını, Allah ve Resulüne değil, tağuta itaat edip tabii olduklarını görürsün

O halde bir kimsenin kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılabilmesi için öncelikle La ilahe diyerek tüm sahte ilahlardan, yalancı rablerden, yeryüzünde azgınlık yapan tağutlardan beri olması, onları tamamen inkar etmesi gerekmektedir

Tevhid kelimesinin ikinci kısmını ise "illallah" oluşturmaktadır ki, bu da sadece ve sadece Allah'ın uluhiyetini kabullenmek, ilah ve rab olarak sadece Allah'tan razı olmak, kişinin hayatı ile ilgili bütün hususlarda sadece Allah'a itaat etmesi, O'nun hükmüne teslim olması ve tüm bu hususlarda Allah'a söz vermesi demektir. Bakınız Seyyid Kutub tevhid kelimesi La ilahe illallah'ın manasına dair şöyle demektedir.

islam, Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmektir. Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik ise, yüce Allah'ı tek başına evrenin yaratıcısı olduğuna ve orada dilediği gibi tasarrufta bulunduğuna, kulların ibadet kastı taşıyan davranışlarını ve hayatla ilgili eylemlerini sadece O'na sunacaklarına, Kulların yasalarını sadece ondan edineceklerine, hayatlarına ilişkin konularda tek başına O'nun hükümlerine boyun eğeceklerine inanmakla somutlaşmaktadır. Kim -bu anlamda- Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik etmezse, hiçbir zaman şehadet getirmemiş ve islam'a girmemiş demektir. Adı, lakabı ve soyu ne olursa olsun…Hangi bölgede -bu anlamda- Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik etme gerçeği gerçekleşmezse, o bölge hiçbir zaman Allah'ın dinini din edinmemiş ve asla islam'a girmemiş demektir

Yine ibn-i Receb el-Hanbeli tevhid kelimesini şöyle tanımlamaktadır. "Kulun La ilahe illallah demesi, onun için Allah'tan başka ibadete layık ilah olmamasını gerektirmektedir. ilah ise: kendisine dua edilen, kendisinden istenilen, kendisine tevekkül edilen, umulan, korkulan, sevilen, yüceliğinden sakınılan, isyan edilmeyen, itaat edilen demektir. Bunlar ilahlığın özelliklerindendir. Bunların Allah'tan başkasına verilmesi caiz değildir. Her kim ilahlığın özelliklerinden birisini bir yaratılmışa vererek Allah'a şirk koşarsa La ilahe illallah sözündeki ihlasını bozmuş olur ve tevhidini gerçekleştirmemiş olur

Sonuç olarak bir kimse La ilahe diyerek ilahlığa ait tüm bu hususları canlı cansız ne varsa her şeyden çekip almalı, illallah diyerek ilahlığa air tüm bu hususiyetleri sadece Allah'u Tealaya tahsis etmelidir.

Bilindiği üzere bu gün içerisinde yaşadığımız ülkenin idaresi, tamamen beşeri esaslı bir yönetim sistemine haizdir. insanlar yine kendileri gibi insanları belirli zaman aralıklarında kendilerini sevk ve idare etmeleri için meclise vekil olarak göndermekteler. Vekiller ise kendilerinden çıkardıkları yasa ve kanunlarla insanları sevk ve idare etmektedirler. Kendi deyimleri ile hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletin elinde yani insanların tekelindedir. islam'a göre ise, hakimiyet ve egemenlik ancak Allah'ındır

islam hakimiyet ve otoriteyi sadece Allah'u Tealaya tahsis ederek O'na ibadet etmeyi emretmektedir. Bu noktada fertlere düşen ise La ilahe illallah diyerek öncelikle bu parlamenter sistemin reddetmeli, onların çıkardığı yasa ve kanunlara itaat etmemelidir. Hiçbir probleminde beşer esaslı mahkemelere yetki hakkı tanımamalıdır

Çoğunluğun görüşünü doğru ve hak kabul etme esasına dayanan demokrasi dinini reddetmeli, bunu açıkça ikrar etmelidir. Sadece Allah'a yönelmeli, O'na dayanmalı ve O'na tevekkül etmelidir. Beşeri sistemlere itaat edenleri, beşeri sistemlerin muhakemelerine tabi olanları, her üç-beş yılda beşeri sistemlere iman tazeleyen cahilleri dost ve sırdaş edinmemelidir. Tüm bu anlattıklarımızın delili ise La ilahe illallah tevhid cümlesidir

La ilahe illallah kelimesinin onu ikrar eden kimse üzerine yüklediği bir takım sorumluluklar vardır. Bunlar kişinin öncelikle Allah'u Tealayı rububiyetinde, uluhiyetinde, isim ve sıfatlarında birlemesi, ibadetlerini sadece Allah'u Tealaya tahsis etmesi daha sonra da tevhid kelimesinin ahlakıyla ahlaklanmasıdır. Rububiyet tevhidi demek, Allah (c.c.)'nun bu kainatı tek başına yarattığına, yarattıklarının sahibi olduğuna, hükmünde takipçisi olmadığına, dirilten, yaşatan ve öldürenin O olduğuna, bütün canlıların rızıklandırıcısı, her şeyin yöneticisi olduğuna, Allahtan başka hiç kimsenin ve hiçbir şeyin ne kendi nefsine ne de başkasına O'nun izni ve dilemesi olmadıkça zarar ve fayda veremeyeceğine, dualara yalnızca O'nun icabet edeceğine inanmaktır

Allah'ın kaza ve kaderine inanmakta bu tevhidinin kapsamına girer. Burada özellikle hatırlatılması gereken husus şudur: Rububiyet tevhidi Müslümanlarla müşrikler arasında kabul bakımından ortak bir tevhiddir. Yani müşriklerde Allah'ın rububiyetine inanmaktadırlar. Bundan dolayı sadece Allah'ı rububiyet noktasında tevhid etmek kişinin Müslüman olması için kafi değildir. Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır.

"(Resulüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim malik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (O'na asi olmaktan) sakınmıyor musunuz?

Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? Diye sorsan, mutlaka Allah derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar? Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Andolsun ki onlara: Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir? Diye sorsan, mutlaka Allah derler. De ki: (öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerine) düşünmezler

Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah…" derler. De ki: (öyleyse) övgü de yalnız Allah'a mahsustur, ama onların çoğu bilmezler

Bu konu üzerine Şeyh Muhammed Sultan El'Hucendi şöyle demektedir: "Ey kardeşim bil ki! Resulullah (s.a.v)'in imana ve tevhide davet ettiği, savaştığı, öldürdüğü müşrikler Allah'u Teala'nın biricik rab olduğuna, bir olan Allah'tan başka bir yaratanın, rızık verenin, dirilten ve öldürenin, işleri tanzim edenin olmadığına inanıyorlardı. Dikkat et ki bu mesele gerçekten çok önemli bir meseledir. Bu meselede en önemli şey ise, senin kafirlerin ve müşriklerin yukarıda izah ettiğimiz rabb'liğe dair hususları kabul ettiklerini bilmendir. Bu imanları ile beraber onlar Müslüman kabul edilmemiş, bu şekilde iman etmeleri onların canlarını ve mallarını emniyet altına almamıştır. Bunun sebebi ise onların rububiyet tevhidini kabul etmelerine binaen, uluhiyet (ilahlık) tevhidini kabul etmemeleridir

Tevhidin diğer bir kısmı ise uluhiyet tevhididir. Uluhiyet tevhidi; ibadeti eşi ve benzeri olmayan Allah'a has kılmak, O'na kayıtsız şartsız itaat etmek ve boyun eğmektir. ilah da kendisine ibadet edilen demektir. Uluhiyet tevhidi ilahlığı sadece Allah'u Teala'ya has kılmaktır. Tüm sahte ilahların, yetki ve otorite sahibi olduğunu iddia eden tüm sahte Rabb'lerin yetki ve otoritesini inkar etmektir. Çünkü hakim, otorite ve yetki sahibi ancak Allah'u Teala'nın bizzat kendisidir. Hüküm ve yasa vaaz eden, helal ve haram sınırlarını tayin eden, insanları sevk ve idare etme yetkisine tek başına haiz yegane ilah O'dur. ibadet ancak O'na, itaat ancak O'nun indirdiği hükümlerledir. Hiçbir kulun O'nun indirdiği hükümlerin dışında bir hükme itaat etmesi caiz değildir

Bilakis böyle bir davranış kişinin itaat ettiği hükmün sahibine ibadet etmesi olacak ve sahibini Allah'tan başka ilah edinen müşrikler seviyesine düşürecektir. Çünkü la ilahe illallah; Allah'ın düzeni ile çatışan tüm tağuti sistemleri reddetmek, onlara itaat etmemektir. La ilahe illallah, kendi heva ve hevesince kanun ve yasa vaaz eden beşeri parlamentoları, onların yasama, yürütme ve yargı organlarını oluşturan meclislerini, kendi küçük beyinlerinin bir ürünü olan anayasalarını, Allah'ın vahyinden kaynaklanmayan beşeri sistemlerin kurallarını tanımamaya dair Allah'a verilmiş bir sözdür

Çünkü La ilahe illallah, egemenliği, hakimiyeti, insanları sevk ve idare etme yetkisini kullardan alıp sadece ve sadece Allah'u Teala'ya vermektir. isim ve sıfat tevhidi ise; Allah'ın kendini Kur'an'da vasfettiği, Resulullah'ın (s.a.v) sahih sünnetlerinde bizlere açıkladığı üzere, bütün noksanlıklardan uzak, yani kemal sıfatlara sahip olduğuna, mahlukata benzemediğine ve bu sıfatların varlığına iptal etmeksizin inanmaktır

La ilahe illallah'ın Şartları

La ilahe illallah tevhid kelimesi cennetin anahtarıdır. Fertlerin ya da toplumların kurtuluşu ancak bu söze bağlıdır. Ne var ki; La ilahe illallah sadece mücerred bir şekilde de söylenen sözden ibarettir.

La ilahe illallah kelimesinin, fertleri ve toplumları kurtuluşa sevk edebilmesi ancak bir takım şartları da beraberinde gerekli kılmaktadır. Nasıl ki; namaz, oruç, hac…vs. gibi tüm ibadetlerin Allah katında makbul olabilmesi için yine Allah tarafından sınırları kesin bir şekilde bildirilmiş şartları mevcut ise, La ilahe illallah kelimesinin de söyleyen kimseye yüklediği yükümlülükler ve şartlar mevcuttur. Bakınız bu konuda Hanbeli alimlerinden ibn-i Recep şöyle demektedir

La ilahe illallah'ı söyleyip de ona şehadet etmekten maksad cehennemden kurtulmayı ve cennete girmeyi gerektiren bir sebep olmasıdır. Bu gereklilik ise söylenen sözün şartlarının hepsinin bir arada bulunması ve onu ortadan kaldıracak bir durumun olmaması halinde geçerlidir

Tevhid kelimesini söyleyen kişide bu kelimenin şartlarından bir tanesi eksik olursa yahut da tevhid kelimesini söyleyen kimse bu kelimeyi ortadan kaldıracak bir söz veya amelde bulunursa artık bu tevhid kelimesi, söyleyeni cehennemden kurtulmasını ve cennete girmesini sağlamaz. Bu görüş Hasan ve Vehb bin Münebbih'ten nakledilmiştir. Bu konu hakkında söylenenlerin en güzel ve en kuvvetlisi bu görüştür

Başka bir rivayette ise, Vehb bin Münebbih kendisine "La ilahe illallah cennetin anahtarı değil midir? Diye soran bir kimseye şu cevabı vermiştir

Elbette öyledir. Ancak o açacak anahtarın dişleri var ise. Bilindiği gibi hiçbir anahtar dişsiz değildir. Şayet sen dişleri olan bir anahtar getirebilirsen o senin için cennetin kapısını açacaktır. Aksi takdirde ise açılmayacaktır

La ilahe illallah tevhid kelimesini şartlarını maddeler halinde şu şekilde kısaca belirtebiliriz

1- Manasını Bilmek

Allah'u Teala şöyle buyuruyor

Bil ki Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur

O'nu bırakıp çağırdıkları kimselerin şefaat etme imkanları yoktur. Bilerek hak ile şehadet edenler müstesna

Allah kendisinden başka ibadete layık ilah olmadığına adaleti ayakta tutarak şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de buna şehadet ettiler. O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Kim; La ilahe illallah'ın manasını bilerek ölürse cennete girer

imam Nevevi bu hadisin şerhinde şöyle demektedir: "Ehli sünnetin mezhebine göre iki şehadet kelimesi ile kalbin Allah'ı bilmesi birbirine bağlıdır. Biri bulunurda diğeri olmazsa (yani ikrar veya bilgiden biri bulunmazsa) o imanın bir faydası yoktur

Yine aynı şekilde imam Kurtubi, Sahihi Müslim üzerine yazmış olduğu "El'Müfhim Ala Sahihi Müslim" isimli kitabında "Sadece iki şehadet kelimesini sözle söylemek yeterli değildir" diye bir başlık atarak şöyle demiştir. "Aksine kesin olarak kalben iman etmesi gerekmektedir

2- Şeksiz ve Şüphesiz Manasını Kabul Etmek

Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

Allah' ve resulüne iman eden sonra imanında asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad eden kimseler ancak hakkıyla iman edenlerdir. Samimi olanlar da işte bunlardır.

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

La ilahe illallah Muhammedun Resulullah'a şehadet ederim. Şüphe etmeyerek Allah'a bu iki şehadetle kavuşan kul asla cennetten men olunmaz

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Ey Eba Hureyre! Bu bostanın arkasında kalbi yakinen şeksiz inanarak La ilahe illallah'a şehadet eden her kim rastlarsan onu cennet ile müjdele

imam Nevevi, Müslim şerhinde de Kadı Iyaz'dan şu şekilde bir alıntı nakletmektedir: "Bütün Ehli sünnet mezhebine mensup selefi salihin ile muhaddis, fukaha ve ehli sünnet olan Eş'arilere göre kalben gelen bir ihlasla ve samimiyetle iki şehadet kelimesini söyleyen kimse cennete girecektir." imam Nevevi vu açıklamanın son derece mükemmel ve yerinde olduğunu söylemektedir

3- Bu Kelimenin Gerektirdiği Manayı Kalbiyle ve Diliyle Kabul Etmek

Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

Onlara 'La ilahe illallah' denildiği zaman kibirlenirlerdi. Deli olan bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz derlerdi

4- Hareketlerini, Davranışlarını ve Yaşantısını La ilahe illallah'ın Manasına Uygun Düşecek Şekilde Düzenlemek

Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

Azab size gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra yardım da göremezsiniz

iyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve ibrahim'in hanif dinine tabi olandan din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah ibrahim'i dost edinmiştir

iyilik yaparak yüzünü Allah'a çeviren kimse muhakkak sapasağlam bir kulpa sarılmıştır. Bütün işlerin sonu Allah2a döner

Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe iman etmiş olmazlar. Sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar

ibn-i Kesir bu ayetin tefsirinde şöyle diyor: "Allah (c.c) kendi şerefli mukaddes zatına yemin ederek buyuruyor ki, bütün işlerde Allah ve Resulünü hakem tayin etmedikçe hiç kimse gerçekten iman etmiş olmaz. Onun verdiği hüküm gizli ve açık her zaman bağlanılması farz olan hak ve gerçektir. Bunun içindir ki Allah (c.c.); "Sonra aralarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar" buyurmuştur

Yani seni hakem tayin ettiklerinde gönüllü olarak sana itaat ederler. içlerinde senin verdiğin hükme karşı herhangi bir sıkıntı duymazlar. iç ve dışlarıyla bu hükme uyarlar. Bir karşı koyma, bir müdafaa ve münakaşa olmaksızın bütünüyle bu hükme teslim olurlar. Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur

Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki arzusu benim getirdiğime tabi olmadıkça hiçbiriniz gerçekten iman etmiş olmaz.

5- Yalanlamayıp Kalbiyle ve Diliyle Tasdik Etmek

Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

Bir kısım insanlar vardır ki: "Biz Allah'a ve ahret gününe iman ettik" derler. Halbuki onlar mü'min değillerdir. Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar. Fakat bunun farkında değillerdir. Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah'ta onların hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı onlar için can yakıcı bir azab vardır

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Her kim La ilahe illallah Muhammedun Resulullah'a kalbiyle tasdik ederek şehadet ederse Allah (c.c) ona cehennemi haram kılar

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Benim şefaatim La ilahe illallah! ihlaslı olarak ve kalbinde olanı lisanı tasdik ederek, lisanında olanı kalbi tasdik ederek söyleyen kimse içindir

6- ihlaslı Olmak

Yani yapılan bütün amelleri sadece Allah rızası için yapmak ve şirkten temizlenip uzak kalmak. Allah'u Teala şöyle buyuruyor

iyi bilinmelidir ki halis din Allah'ındır. Allah'ı bırakıp O'ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve kafir olan bir kimseyi hidayete erdirmez

Oysa onlar doğruya yönelip her türlü şirkten temizlenmiş olarak (yani ihlaslı olarak) Allah'ın dininde O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan dinde budur

imam el-Fadl ibn iyad diyor ki: "Allah rızası için, fakat Allah'ın istediği şekilde yapılmayan amelleri Allah (c.c) kabul etmez. Aynı şekilde Allah'ın istediği şekilde fakat Allah rızası için yapılmayan amelleri de Allah (c.c) kabul etmez. Allah (c.c) ancak kendi rızası gözetilerek ve Resulullah'ın sünnetine uygun olarak yapılan amelleri kabul eder

7- Tevhid Kelimesini Sevmek

Yani kişinin La ilahe illallah kelimesini ve bu kelimeye şahitlik edenleri sevmesi, tevhide düşman olanlara da buğz etmesi, onları düşman edinmesi ve dost edinmemesi gerekir. Allah'u Teala şöyle buyurmaktadır

insanlardan bazıları Allah'tan başka varlıkları ona eşler koşarlar. Onları Allah'ı sevdikleri gibi severler. Mü'minler ise en çok Allah'ı severler

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah; onların yerine, kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve şerefli olan, Allah yolunda cihad eden ve kınayanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir, işte bu Allah'ın lütfüdür. Onu dilediğine verir. Allah geniş ihsan sahibidir. Her şeyi çok iyi bilendir

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu

Kimde şu üç şey bulunursa imanın tatlılığını tatmış olur. Allah ve Resulü'nün kendisine her şeyden daha sevgili olması, bir kimseyi yalnız Allah için sevmesi ve Allah onu küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına korkması

Şeyh Muhammed Sultan el-Hucendi "Cennetin anahtarı La ilahe illallah" isimli kitabında La ilahe illallah kelimesinin faziletlerini zikrettikten sonra La ilahe illallah kelimesinin şartlarına dair şöyle demektedir

Ancak La ilahe illallah ile murad edilen onu sadece dil ile söylemek değildir. Yine manasından habersiz söylemek hiç değildir. Ancak La ilahe illallah kelimesinin manasını bilerek ve sadece ona inanarak ikrar ederse (söylerse) islam dairsi içine girer, selamet yurdu cennet ehlinden olur. Ancak kim de La ilahe illallah derken Allah'tan başka yaratıcı yoktur, Allah'tan başka Rabb yoktur, Allah'tan başka rızık verici yoktur, Allah vardır ve birdir gibi cümleleri kastederse bu kelimeler onun Müslüman olması ve selamet yurdu ehlinden olması için yeterli değildir. Yukarıdaki kelimeler (Allah'tan başka yaratıcı yoktur, Allah'tan başka Rabb yoktur…vs) hiç şüphesiz doğru kelimelerdir. Ancak bu kelimeleri söylemekte müşrikler, Mecusiler, hristiyanlar, Yahudiler ve diğer insanlar ortaktır

La ilahe illallah'ı Bozan Haller

ibadetlerin geçerli ve makbul olabilmesi için onları iptal eden hallerden uzak durulması gerektiği gibi, tevhidinde geçerli olabilmesi için onu bozan hallerden uzak durmak gerekir. Nasıl ki abdest, namazı ve orucu bozan haller varsa tevhid kelimesi La ilahe illallah'ı da bozan bir takım haller vardır. ibadetler onları bozan hallerin mevcudiyetiyle iptal olurlar ve geçersiz sayılırlar. Özellikle tevhid kelimesini bozan halleri bilmek kişinin imanını muhafaza etmesi için gereken en önemli bilgilerdendir. Zira tevhidin iptali demek kişinin dünya ve ahrette ebedi olarak azaba maruz kalması demektir. Bu tevhidi bozan halleri kısaca başlıklar altında sıralamakta fayda vardır.